Doğru Söyleyenden ‘Korkulur’

Posted on 27 Ekim 2011

19



Ardı ardına gelen şehit ve deprem felaketleriyle televizyonlar büyük bir sınav verdi.  Kimileri dizi yayınlamaya devam ederken, ‘sorumlu yayıncılar’ hassas günlerde yayın formatlarını değiştirdiler. Önemli olan ‘anlık’ değil ‘kalıcı’ çözümler üretebilmekti…

Hayat Cankorel

http://twitter.com/#!/hayat_ceyli

Bu blogu açtığım günden beri eğer çok sevdiğim biri hakkında eleştirilerim olursa, çatır çatır yazacağıma dair kendime söz verdim. Evet ‘Gece Kuşu’ndan beri Okan Bayülgen izleyicisiyim. Yaptıklarını beğendiklerim olduğu gibi beğenmediklerim de mevcut. Bu sezon Tv8′de haftada beş gece yayında olunca, haliyle kaleme alacak bir şeyler çıkartıyor… Takip etmediğim bir program olsa bile yazardım hakkında. Bunu en baştan dillendirmek istedim ki bana ‘taraflı’ yazıyorsun diyenler çıkarsa bu paragraftan sonrasını okumasınlar. Hemen söyleyim şimdilik ‘Disko Kralı’ndaki skeçlere ısınamadım, eleştireceklerim var. Önümüzdeki hafta skeçlere bayağı ‘geçiren’ bir şeyler yazmayı düşünüyorum bu düşünceyi yıkmak için. 

Ancak bildiğim bir gerçek var ki, doğru söyleyeni dokuz köyden kovarlar. Okan’ın Kanal D’den kopmasının esas nedeninin bu olduğunu düşünüyorum.  Türkiye’nin aydınlık yüzü olan Bayülgen’in ‘duruşunu’ temsil eden bir kanal olmaktan çıkmıştı Kanal D.  Orada söylemek istediklerini dillendiremiyor, otosansür uyguluyordu. Ne zaman ki ‘kendi kafasına uygun’ olan Tv8′e geçti, işte orada zaten ‘doğrucu davut’ olan Bayülgen’e tam bir cesaret geldi.  ‘İyi dost kara günde belli olur’ sözünden yola çıkarak, son günlerde memleketimizin geçirdiği felaketlere en hassas yaklaşan ‘gerçek dost’ olduğunu kanıtladı. ‘Sorumlu yayıncılığı’ ile, yaşadığımız deprem felaketini hiç dramatize etmeden, laf salatası yapmak yerine çözümler üretti.

Kanal D, Atv, Star Tv ve Fox Tv;  ulusça çok üzgün olduğumuz günlerde arka arkaya dizileri sıralamaya devam etti. Show Tv’ye birşey söylemek bile yersiz. O tam anlamda gırgır şamata hiçbir şey olmamış gibi yayınlarını sürdürdü. Sadece ‘Saba Tümer’le Bugün’ü ayrı tutuyorum Show Tv için yazdıklarıma…  Saba elinden geldiğince konuya hassas yaklaşıp ‘sorumlu yayıncılık’ ilkesinden ödün vermedi.

İşte bu gece tüm o büyük ‘dizi’ kanalları birleşti. 19 ayrı kanal biraraya gelerek ‘Van İçin Tek Yürek’ dedi. En son aldığım habere göre 60 milyon TL para toplanmıştı, aradan geçen zamanda kaça çıktı bilemiyorum…  Karşı değilim bu yayına, keşke bir felaket olmadan da birleşip  ‘hayır’ için bir şeyler yapsalar… Günde iki dizi yayınlamaktan vazgeçip taşın altına ellerini koysalar. Başımıza birşey gelmesi gerekiyor sanki birlik olmak için!

İşte tüm o büyük kanallar ‘uyurken’, Okan Bayülgen hem twitter’da hem Tv8′deki programlarında deyim yerindeyse kendini yırtarcasına deprem bölgesindekilere yardım elini uzattı.  Twitter’dan verdiğimiz kayıp ihbarlarını AKUT’a yönlendirerek kaç hayat kurtardı kimbilir! Teşekkür edene de ‘Ben birşey yapmadım’ diyecek kadar mütevazı oldu.

‘Van İçin Tek Yürek’ gecesinde uçuk rakamlar toplandı… O paraların hepsi birleşse; battaniye, çadır ve ilaç fabrikalarını almaya yeter! Emre Altuğ bu gece twitter’a çok güzel bir mesaj yazmış. ‘Yaşam hakkı gaspedilen Van insanının hesabı verilmeli. Deprem ölüme sebep olabilir ama burada yine cinayet söz konusu’ demiş Emre. Van’daki durumu ne kadar güzel özetleyen birkaç cümle… Evet 7.2 şiddetinde bir deprem oldu ve insanlar öldü. Fakat depremin üzerine bir ‘deprem’ daha yaşıyorlar şu an. Açlık ve sefalet içinde herkes… Koordinasyon bozukluğundan yardımlar ulaşmıyor, ulaşsa bile yanlış ellere gidiyor. Tuvalet ihtiyacının yokluğundan etraf mikrop yuvasına dönmüş durumda. Salgın hastalıklar başlayacak… Çadırlar yeterli değil. Buz gibi havada insanlar sokakta yatıyorlar. Bu tam Emre Altuğ’un dediği gibi ‘yaşam hakkının gasp edilmesi’ değil de ne olabilir? Bu hak onlara nasıl geri verilecek? Acil bir şekilde çözüm bulunmazsa, bulaşıcı hastalık ve benzeri sebeplerden artacak ölümlerin hesabını kim verecek?  ‘Van İçin Tek Yürek’ kampanyasından toplanan dudak uçuklatıcı rakamlarla, yarın itibariyle Van’ın rahata kavuşması gerekmez mi mantık olarak? Toplanan paralar umuyorum ki amacına uygun değerlendirilir.  Bir iki günlüğüne ‘toplayabileceği kadar parayı toplayıp”, sonra unutulan bir amaca hizmet etmez…

Peki Okan Bayülgen nasıl bir yardım önerisinde bulundu ‘Kraliyet Ailesi’ programlarında? Öncelikle nakit paraya karşı olduğunu söyleyerek altına imza atacağım bir fikri savundu. Depremzedelerin ellerine o kadar para geçecek de ne olacak? Kendi canlarıyla uğraşan insanlar o denli parayı ‘işe yarar’ bir ihtiyaca çevirmeyi başarabilecek güçte mi?

Zor durumlar karşısındaki kriz yönetimi çok önemlidir. Soğukkanlı olup, çözüme ulaşan en kısa yolu bulmak gerekir. Şimdi düşünelim. Van halkının neye ihtiyacı var? Aciliyetine göre en önce bir ‘eve’ … Soğuk havada ıslanıp içi su dolan çadırlara değil…  İşte Okan Bayülgen, ‘Kraliyet Ailesi’ programlarında gazeteci Ahmet Tezcan’ın da desteğiyle birlikte ‘Evim Evindir Van’ kampanyasına önayak oldu. Hatta kampanyayı CNN İnternational’dan tüm dünyaya tanıttı. ‘Evim Evindir Van’, depremzedelerin ev ihtiyacını kısa sürede karşılayacak bir proje. Hiç kullanmadığınız ikinci bir eviniz mi var? İşte o evde Van’da evsiz kalan aileleri barındırabiliyorsunuz . Ailenin sağlık veya okul gibi giderlerini de siz karşılamıyorsunuz. Valilikler ve belediyelerle koordineli yapılan bir iş. ‘Kraliyet Ailesi’ programlarında kampanyayla ilgili bir ‘Koordinasyon Merkezi’ kuruldu. Gelen talepleri karşılayıp yetkili kişilere yönlendirecek.  Deprem bölgesinden gelen ‘bize çadır vermediler’, ‘çadırımız var ama içi su alıyor, donuyoruz’ gibi şikayetlere en mantıklı çözümü ‘Evim Evindir’ bulacak gibi….

Peki  Van halkının şu anda ikinci olarak en çok neye ihtiyacı var? Tuvalete… Binaların çoğu yerle bir olmuş veya hasarlı durumda. Pislik kol geziyor etrafta… İşte Okan Bayülgen ‘Kraliyet Ailesi’ programlarında, tuvalet üreten büyük firmalara çağrıda bulundu. İşe de yaramış olacak ki, bu gece yayınlanan ‘Kral Çıplak’ta tuvalet firmalarından biri yayına bağlanıp gönüllü olduğunu söyledi.  

Görülen o ki,  deprem özel yayınlarında Okan ‘laf salatası’ içinde boğulmadı. Her depremden sonra gündeme gelen; ‘İstanbul depremi tetiklenecek mi?’ tartışmalarına girmeyerek kimseyi paniğe sevk etmedi.  Hiçbir zaman duygusal istismara gitmedi. Enkaz altından çıkan görüntülerden tek kare göstermedi. Sözünü bile etmedi… Tüm bunlar ‘ajitasyon’ seven halkımız için o kadar fazla reyting yükseltici etkenler ki! İstese bal gibi Okan da o tarz dramatizasyonlara girerdi. Ama hep soğukkanlı durdu.

‘Günlük’ bakış açısıyla yaklaşmadı deprem felaketine. ‘Sürekli’ yayınlarla konuyu hep gündemde tuttu ve devam edecek. Konuştu, tartıştı, düşündürdü, güven verdi… Konuyu tümden kapatarak kaçıp gitmedi.

İşte yıllarca büyük kanallardan birinin ‘ekran yüzü’ olan Okan Bayülgen, bu gece gerçekleşen ‘Van İçin Tek Yürek’ kampanyasına davet bile edilmedi… Birşey diyeyim mi aslında iyi ki edilmemiş… ‘Fazla’ geliyor çünkü o ‘dizici’ kanalların zihniyetine… Okan birkaç haftadır hem twitter hem programlarından büyük kanallara ’sıkıysa dizileri kaldır’ diyor. Bu zor günlerde dizileri yayınlamayı bırak da bir işe yara yani…

Bence o dizi yayınlayan kanallar, bu gece Bayülgen’i davet etmemekle doğru söyleyen adamdan korktuklarını kanıtladılar.

Son olarak daimi izleyici olarak benden bir tavsiye… Önümüzdeki hafta tüm programları Van’dan yayınlama konusunu bir daha düşünsünler. Tam bir ‘fark’ yaratır ‘Kraliyet Ailesi’. Kimsenin yapmadığını yapar, hazır deprem bölgesine gitmişken koordinasyon eksikliğinin giderilmesine çok da faydası olur.